Bu hafta iki cephe gözlemledim: tüketici teknolojisinde donanımın yeni bir yön arayışı, yapay zekâ tarafında ise güvenlik, güç yoğunlaşması ve altyapı tartışmaları.
Apple, bu haftaki etkinliğinde katlanabilir telefonunu iPhone Duo adıyla tanıttı. A20 Pro çiple geliyor ve sadece eSIM destekli. Jak girişi gibi herkesin varlığını kanıksadığı SIM kartların da tarih oluşuna tanık oluyoruz.
ABD fiyatı 2 bin dolar, Türkiye fiyatı ise 230 bin TL’den başlayıp üst seride 336 bin TL’ye çıkıyor. Buna karşın rakipleri Samsung ve Huawei kıyasla yapay zeka yetenekleri hala oldukça sınırlı.
Katlanabilir telefonlar bugün toplam pazarın yalnızca yüzde 2’si düzeyinde, dolayısıyla Apple burada kitlesel bir dönüşümden çok, ayrıcalık duygusu yüksek bir üst segment kurmayı deniyor gibi görünüyor.
Apple ayrıca dünya genelinde fiyatlarını yukarı çekti; iPhone 16 dahil neredeyse tüm modellere yaklaşık 100 dolar eklendi. Bu arada şirket içinde devir teslim de tamamlandı: John Ternus CEO koltuğunu Tim Cook’tan devraldı, Cook ise başkan olarak kaldı. Bloomberg’e göre Cook’un 2027 taban maaşı 2 milyon dolar, hedefler tutarsa primi 45 milyon dolara çıkabiliyor; Ternus’un maaşı ise 3 milyon dolar.

Eğitim tarafında haftanın dikkat çekici verisi OECD’nin PISA 2025 raporuydu. Türkiye, 203 okuldan 7 bin 702 öğrenciyle katıldığı çalışmada 2022 ile 2025 arasında fen, matematik ve okumada aynı anda ilerleme gösteren az sayıdaki eğitim sisteminden biri oldu; üstelik skorlarda Almanya’yı da geride bıraktı.
Eğitimde “akıllı tahtalar” döneminin ölçüsünün kaçtığını fark eden ilk ülke elbette Finlandiya oldu. Buradan aldıkları ders ile, yapay zeka kullanımı için aynı hatayı yapmamaya karar vermişler.
Siber güvenlik cephesinde Microsoft, Windows güncellemeleriyle Temmuz’da 570, Ağustos’ta 400 ve bu hafta da 650’den fazla açığı kapattı. Sayıların kendisi bile tek başına bugünün yazılım dünyasının ne kadar hareketli ve kırılgan olduğunu anlatıyor. Ayrı bir olayda hackerlar, Bitcoin tabanlı yan zincir Liquid Network’ün cüzdanının yüzde 95’ini boşalttı ve yaklaşık 320 milyon dolar değerinde 4 bin Bitcoin el değiştirdi. Saldırganların, kullandıkları açık kapatılırsa paranın çoğunu iade edeceklerini söylemesi de artık alıştığımız ama yine de tuhaf kalmayı sürdüren bir suç pazarlığı biçimi.
Yapay zekâda bu hafta en çok konuşulan başlıklardan biri, risk söyleminin kendisi oldu. BM İnsan Hakları Konseyi’nde konuşan Yüksek Komiser Volker Türk, gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin insanlık için varoluşsal risk oluşturabileceğini ve bu alandaki gücün bir avuç kişinin (erkeğin) elinde toplandığını söyledi. Anthropic’ten üç çalışan da benzer biçimde, önümüzdeki on yıl içinde çok ağır sonuçlar doğabileceğini savundu; uzmanlar risk seviyesini şimdilik yüzde 10 olarak veriyor (benzer bir oranı CNN e röportaj veren Geoffrey Hinton da dile getirmişti). Buna karşı çıkanlar ise bu dilin, hem şirket değerlemelerini büyütmeye hem de büyük oyuncular lehine düzenleme zemini oluşturmaya yaradığını düşünüyor; buraya dikkat, tartışma artık sadece teknolojiyle değil, iktidarla da ilgili.
Anthropic bir başka başlıkta, gelişmiş modellerinin biyolojik silah geliştirmeye yardımcı olabilecek araştırmalarda kullanılmaya çalışıldığı birkaç vakayı engellediğini açıkladı. Şirket her olayda kullanıcının niyetinden tamamen emin olamadığını, ama riskin büyüklüğü nedeniyle temkinli davrandığını söylüyor. Vakaların üçü Çin’de, ikisi Rusya’da, biri Yemen’de görülmüş; Yemen bağlamı İran destekli Husilere işaret ediyor. Bu tür açıklamalar bazen soyut kalabiliyor, ama somut ülke ve olay bilgisi verildiğinde güvenlik tartışması daha elle tutulur hale geliyor.
Araştırma cephesinde iki farklı örnek vardı. NYU’dan Tristan Buckmaster ve Anthropic’ten Levent Alpoge, OpenAI Codex ve Anthropic Claude kullanarak teorik matematikte 90 yıldır çözülemeyen bir probleme dair üç ispat duyurdu; ardından da haklı olarak şu soru geldi: bir model, eğitiminde gördüğü bilgiye ne kadar dayanıyor?
OpenAI bu yöndeki iddiaları reddetti.
Altyapı tarafında da jeopolitik artık veri merkezlerinin tam içinde. Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın dron saldırılarında zarar gören tesislerden çıkardığı dersle, inşa ettiği 5 gigavatlık veri merkezi planını tek dev yapı yerine ülkeye yayma kararı aldı; hava savunma, elektronik karıştırma, dayanıklı beton ve yedek enerji-soğutma bu yeni yaklaşımın parçaları.
Google da Finlandiya’da 13 milyar euroluk yatırımla iki yılda üç yeni veri merkezi kuracağını açıkladı. Bir yanda dağıtık ve savunmalı altyapı, öte yanda dev yatırım ölçeği var; yapay zekânın geleceği yalnızca modellerde değil, onları ayakta tutacak fiziki zeminde de şekilleniyor.
Bu haftalık bu kadar. Bu hafta ağırlıklı olarak AlphaSignal, AI News ve Serdar Kuzuoğlu’nun Dünya Halleri bültenindeki okumalarımın notlarından yararlandım.




